Medya Merkezi

İlanlar

Aşırı terleme bilgilendirme notu
Aşırı terlemeyin diye
Aşırı ter sorununda Klipsli ETS yöntemi

Broşürler

ETS Broşür

Söyleşiler

Terleme bir hastalık mıdır?

Yazın sıcak günlerinde en çok şikayet edilen konuların başında terleme geliyor. Op. Dr. Tamer Vardaloğlu terlemenin nedenlerini ve çözümlerini anlattı.

Radyo 7 programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının dünkü konuğu Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op Dr. Tamer Vardaloğlu oldu. Aşırı terlemenin nedenlerinden bahseden Tamer Vardaloğlu aşırı terlemenin tedavi yöntemlerini anlattı. Terlemenin de derecesi olduğun söyleyen Vardaloğlu uyurken terleyen insanlardaki bu durumun başka hastalıkların belirtisi olabileceğini belirtti.

Aşırı terleme yaz mevsimiyle daha belirgin hale geliyor. Bu durum hem fiziksel hem ruhsal sıkıntılara yok açıyordur. Aşırı terleme nedir? Neden kaynaklanır?
Öncelikle terleme vücudun kendisini korumak için yapmış olduğu bir reaksiyondur. Terlemenin asıl amacı vücudun ısısını dengelemektir. Vücudumuzdaki sempatik sinir sistemi denilen bir sinir sisteminin aşırı çalışmasından dolayı vücudumuzun belli bölgelerinde gereğinden daha fazla ter üretilmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Günde herkes belli miktarlarda terlemek zorundadır. Eğer terlemezsek yaşamla bağdaşmayacak olaylar meydana gelir. Bu durum elini kullananı, göz önünde olanı rahatsız eder. İnsanların soysal ilişkilerinin gelişmesiyle, iş alanlarının artmasıyla insanlar terden rahatsız olmaya başladılar. İnsanların elinin terlemesi de gerçekten çok zor bir terlemedir. Bu kişiler biriyle tokalaşmaya çekinirler. Kalem tutarlarken kalem ellerinden kayar. Biz bunları tedavi etmeye çalışıyoruz.

Terlemenin bir derecesi var mı?
Terlemenin derecesi var. Bu tamamen görecelidir. Bu durum kişiyi ne kadar rahatsız ettiğiyle ilişkilidir. Psikolojik sebeplerden dolayı insanlar terleyebilirler. Ancak bizim bahsettiğimiz terleme psikolojik nedenlerden değildir. Hatta kendisi psikolojiyi bozar. Ne yazık ki bu şekilde psikolojik denerek tedavi edilmiş çok hastamız vardır. Oysa o hastanın sempatik aktivasyonu vardır. Kullandığı ilaçlarla da ne yazık ki ter artabiliyor.

Terlemenin herhangi bir hastalığın habercisi olduğu da söylenebilir mi?
Tabi ki söylenebilir. Öncelikle bizim ilgilendiğimiz ter ile yan hastalıklardan gelen teri ayırmak lazım. Bölgesel hiper hidroziz dediğimiz hastalıktaki klinik şudur: Benim hastalarım doğdukları günden beri nemli, terli insanlardır. Ailede mutlaka yüzde 60’ın üzerinde birilerinde ter vardır. Soğuk, sıcak, yaz, kış, gece, gündüz, gülerken, ağlarken kısacası her durumda benim hastalarım terlerler. Sadece uykuda asla terlemezler. Tek muayene yöntemimiz budur. Hastalarıma sadece şunu sorarım; uykudayken elleriniz ya da ayaklarınız ıslak mıdır, kuru mudur? Baş, yüz terlemesi havanın sıcaklığına ya da yediğiniz besinlere göre uykuda ter yapabilir. Ama özellikle el, kol veya koltuk altı uykuda ter yapmaz. Bunun sebebi sempatik sinir sistemimiz uykuda sizinle beraber uyur. O yüzden terlemeyiz. Enfeksiyon hastalıkları, metabolizmayı yükselten tüm hastalıkları gece terlemesiyle beraber görülür.

D vitamini eksikliğinin genelde baş terlemesini beraberinde getirdiğini söylerler. Doğru mudur?
Evet doğrudur. Ama bu çocuklar için geçerlidir. Baş terlemesi geçmeyen çocuklar için çocuk hastalıkları uzmanları ilk başta D vitaminiyle ilgili bir problem var mı diye bakarlar. Ve o D vitamini eksikliğine bağlı olarak oluşan bir hastalık olabilir ama D vitamini eksikliği erişkinde de genel bir vücut terlemesi yapar.

Aşırı terlemenin tedavisi var mı?
Aşırı terleme tedavisinin pek çok yöntemi var. Ama öncelikle sempatik sinir sistemine bağlı hiper hidroz olduğuna emin olacağız. Bunu da muayeneyle anlarız. Biz bu tedavi yöntemlerini kalıcı ve geçici olarak ikiye ayırıyoruz. Geçici tedavi yöntemlerinde bazı ilaçlar kullanırız. Bu ilaçlar sinir sistemini etkileyerek sempatik aktivasyonu azaltan ilaçlardır. Literatürde sadece Finlandiya’da bir doktor bu ilaçları güvenle kullandığını iddia eder. Oysa bunların ciddi yan etkileri vardır. Refleks azalması olur, vücudumuzun bütün suyunu kuruturlar. Sadece ilgili bölgedeki teri değil gözyaşımıza kadar her sıvıyı kuruturlar. Bunlar çok fazla güvenle kullandığımız ilaçlar değildir. Ama tabi ki uygun vakalarda kullanılacak ilaçlar bunlardır. İlaçlardan sonra kremler, losyonlar vardır. Teknik anlamda ter kanalların ağzını kapatıp kanalları büzerek etki ettiği iddia edilen kremlerdir. Bunlar geçici tedavi yöntemleridir. Aşırı olmayan terlemelerde bu ilaçlarla başarı sağlayabiliyoruz.

Terlemenin yaşla bir ilgisi var mı?
İstatistiksel anlamda erkek kadın ayrımını ortaya koymuş değiliz. Bu iş en fazla Amerika’da ciddiye alınarak araştırılmış. Orada beyaz olanların yüzde 20’si civarında bir terleme durumu var. Bu özellikle Amerika’da yaşayan Asyalılarda yüzde 25’i bulacak kadar fazla. Ama erkek, kadın, çocuk gibi bir ayrım yapmak çok bilimsel değil.

Terlemenin yoğunlaştığı bölgeler eller, ayaklar ve koltuk altları mı diyebiliriz?
Evet, özellikle o bölgelerde günlük aktiviteleri bozduğu için daha fazla rahatsız ediyor.

Kimi insanlarda eller çok fazla terlemezken kimilerinde daha yoğun oluyor. Bunun nedeni nedir?
Bu aslında tamamen sempatik aktivasyondur. Bizim hastalığımız da budur.

Yani terlemeye bir hastalık diyebiliriz.
Evet terleme bir hastalıktır ve kozmetik bir problem değildir.

Hastayı doktora götürme sebebi sağlıkla mı ilgili oluyor yoksa psikolojik mi oluyor?
Her ikisi de beraber oluyor.

Bununla ilgili testler yapıyor musunuz?
Tedavi planlaması için bazı testler vardır. Bunların hiçbiri gerçek anlamda bir klinisyeni ilgilendirmiyor. Çünkü bizim tek bir muayene yöntemimiz var. Hastalığın hikâyesi ve hasta burada çok önemlidir. Hastanın şikâyetlerini çok iyi değerlendirip tek soruyla bu işi aşmanız gerekiyor. Bu hastalıkta gece veya gündüz uykuda terleme olmaz. Eğer oluyorsa bu durumda ciddi tetkikler yapmak lazımdır. Özelikle uykudaki hastaya tetkik yapıyoruz.

Bunu sadece uykuda terleyen için yapıyorsunuz değil mi?
Evet. Mutlaka bu kişinin yandaş bir hastalığı vardır. Belki de bu durum o hastalığın habercisidir.

Hangi durumlarda terlemeyi bir sorun olarak kabul edelim?
Kişinin mesleki, sosyal, psikolojik yaşamında hayatını olumsuz olarak etkileyen her durum aşırı terleme ile izah edilebilir.

İyontoforez tedavisi nasıl oluyor?
İyontoforez dediğimiz tedavi yöntemi bildiğimiz çeşme suyuna düşük voltajlarda elektrik verilerek yapılan bir tedavi yöntemidir. Cildimizin en üst tabakasını arttırarak etki ettiği düşünülür. Kolay uygulanabilen tedavi yöntemlerindendir. Hasta önce cildi yakmayacak dozu bulmak için hastaneye gider. Ellerini, ayaklarını kutunun içindeki suya sokar. Bu şekilde bir tedavi sağlayabilir. Geçici bir tedavidir. Bir diğeri de botokstur. Botoks, terleyen bölgelere verilen zehirdir. Altı aylık bir süresi vardır. Bu da geçicidir. Bölgedeki ter bezlerini felç ederek etki ediyor.

Sonradan bir daha botoks yaptırmak şart oluyor mu?
Botoks devam etmesi gereken bir tedavidir.

Bu tedavinin yan etkisi var mıdır?
Botoksun elinize uygulanan tedavide parmak uçlarınıza yakın yere yapılmaması gerekir. Yapılırsa o bölgede hissizlik olabilir. Ama bütün ilaçlarda olduğu gibi onda da bazı yan etkiler vardır.

Terlemeyi önlemek için ter bezleri alınıyor mu?
Tabi ki o da bir yöntemdir. Özellikle koltuk altında uygulanan bir yöntemdir. Gerek açık cerrahi yöntemle gerek kazıyarak koltuk altından girerek yapılan tedavi yöntemidir.

Bu yöntem daha fazla hangi yaşın üstündekiler de uygulanıyor?
Ben 12 yaşı baz alıyorum. 40’ından sonra çok fazla gerek kalmıyor. İnsanlar alışmış da oluyor. Ama özellikle 12-18 yaş arasında çok yoğun talep var.

Terleme bu zamana kadar dikkate alınıyor muydu, yoksa insanlar şimdi sağlığına daha mı çok önem veriyor?
Kesinlikle insanlar sağlığına, sosyal çevresine dikkat etmeye başladı. Eskiden insanlar ellerini az kullanıyorlardı. Şimdi hastalarım bilgisayar kullanırken çok terlediklerini, farenin ıslandığını söylüyorlar. Eskiden tokalaşmak yoktu. Bir yere gittiğiniz zaman insanlar size hoş geldin diyerek sarılırlardı. Bu durumdaki insanın elinin terlemesi o insana sosyal yaşamında rahatsızlık vermeyecektir.

Ter kokar mı?
Evet ter kokar. Ama şöyle söyleyeyim benim hastalarım kokmazlar. Çünkü onlar su üretirler. Bu kadar aktif bir bölgede de bakteriler, mantarlar gelen yağlı teri parçalayacak ne zaman bulabilirler ne de o materyali bulabilirler. Terin kokması daha çok beslenmeyle, hormonal dengeyle ilişkilidir. Çok terleyen değil de gerçekten az terleyen kokabilir bu da son derece normaldir.

Terleyen kişiye su öneriyor musunuz?
Önermeme gerek yok, çünkü hastam mecburen su içer. Terin asıl amacı vücut ısısını dengelemektir, fakat kanallardaki elekroitleri kaybettirir. Vücuttan tuz çıkar, bu da halsizlik yapar. Tuz çıktığı sürece vücut su ister. Bu bilinçli değildir, vücut istediği içindir.

Ameliyat aşırı terlemede kesin çözüm müdür?
Ameliyat kesin çözümdür. Fakat ameliyatın da teknikleri vardır. Sempatik sinir sisteminde keserek, yakarak veya klips konularak ameliyat yapılabilir. Biz klipsi tercih ediyoruz. Bunun da tek sebebi geri dönme şansının olmasıdır. Kitaplar, “6 aylık bir dönem içinde bir problem olduğunda klipsi alırsanız sistem eski haline döner, 11 aydan sonrada geri dönüşümsüzdür.” derler. Kesme, yakma veya klips koyma arasındaki fark şudur; yeterli zaman sonunda klipste kesmiş gibidir, o bölgedeki beslenmeyi bozarak siniri öldürür. Bu sinirler vücudumuzun başka bölgesindeki başka fonksiyonla ilgili değildir. Sadece sorun budur. Yani bir felce, başka bir fonksiyon bozukluğuna yol açmaz. Sadece elinizin terini keser.

Kişisel yöntemlerle terlemeyi hafifletebiliyor muyuz?
Öncelikle çok fazla sıcaklarda durmamamız lazım. Belki giysilerle bu işi aşabiliriz. Genel bir vücut terlemesi varsa tek doğru yöntem tabi ki sabun ve sudur.

Havaların ısınmasıyla ortaya çıkan sorunlardan biri de aşırı terleme. Önlenebilir bir durum olan aşırı terlemenin yaşamınızı olumsuz etkilemesine izin vermeyin.

Günlük hayatta sürekli ellerinizi siliyor musunuz? Ya da saçlarınız sürekli ıslak ve nemli mi? Peki el sıkışmaktan utanıyor musunuz? Eğer bu konulardan şikayetçiyseniz 'hiperhidrozis' denilen aşırı terleme hastalığına yakalanmış olabilirsiniz. Pekçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan aşırı terleme (hiperhidrozis) nedir? Ve tedavisi nasıl yapılır?

Kişiyi olduğu kadar çevresindekileri da rahatsız eden aşırı terleme, sıcak yaz günlerinin en sık karşılaşılan sorunlarından biri. Kişisel bakım ve hijyenik önlemlerle azaltılabilse de tamamen düzelmeyen aşırı terleme, özgüven eksikliğine ve sosyal çekingenliğe neden olabiliyor. Normalde vücut metrekaresi başına dakikada 1 mililitre ter salgılanırken bazı kişilerde bu miktar 40 katına kadar çıkabiliyor. İşte bu durum hiperhidroz yani aşırı terleme olarak nitelendiriliyor. En fazla koltuk altı, el, ayak ve yüz bölgelerinde görülen aşırı terleme sorunu olan kişilerin çoğu bunun tıbbi bir durum olduğundan habersizken önemli bir kesimi de utandığı için hekime başvurmuyor. Özellikle içinde bulunduğumuz mevsimde yaşam kalitesini düşüren aşırı terleme sorununu ve bu sorundan kurtulmak için yapılabilecekleri, İstanbul Medipol Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tamer VARDALOĞLU’na sorduk.

Temel olarak vücudun ısı düzenini sağlayan terleme sisteminin işleyiş mekanizmasından bahseder misiniz, terleme neden gerekli?
Ter bezlerinin bir fonksiyonu olan terleme sıcak ve soğuk karşısında vücudun ısı düzeninin sağlayan bir sistemdir. Vücudumuzda ekrin ve apokrin olmak üzere iki çeşit ter bezi bulunuyor. Ekrin tipteki ter bezleri vücutta yaygın şekilde bulunurken, apoekrin ter bezleri daha çok koltuk altı, ense, göğüs ve pubis gölgesinde yer almaktadır.

Vücudumuzda yaklaşık 3 milyon ekrin tipte ter bezi vardır. Ter salgısı, otonom (istem dışı) çalışan sinir sisteminin kontrolündedir ve hiperhidrozda sempatik sinir sisteminin erken ve fazla uyarılmasının rolü olduğu genellikle benimsenmektedir. Bu bölgedeki bezler daha çok seksüel uyarımla salgılanırlar. Temel fonksiyonu ısı düzenlemesi olan bu bezlerle, bazı toksik maddeler ve tuz da atılır.

Normal fizyolojik bir olay olan terleme ne zaman sorun haline geliyor? Aşırı terlemenin ölçüsü var mıdır, yoksa kişiye göre değişiklik mi gösterir?
Biraz bireysel bir durum olmakla beraber, vücut metrekaresi başına dakikada bir mililitreden fazla terleme teorik olarak aşırı terleme sayılır. Tam olarak herhangi bir nedene bağlı olmayan aşırı terleme, genellikle ergenlik döneminde kendini gösteriyor ve kişinin tüm yaşamı boyunca sürüyor. Özellikle insanların sinirli, kaygılı, stresli ve heyecanlı oldukları durumlarda daha fazla oluşan terleme, sıcaklığa bağlı olarak kışın daha az görülüyor. Aşırı terleme durumu her ırk, cins ve yaş grubunda görülebiliyor.

Aşırı terleme kişinin sosyal ve iş yaşamında sorunlar yaşamasına neden olabiliyor. Terleme kimi zaman da psikolojik kökenli olabiliyor. Örneğin utanınca ve korkunca ya da stres anında fazla terleme gelişebiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada hiperhidrozlu kişilerin yüzde 40’ı bu durumun iş yaşamlarını, diğer insanlarla tanışmalarını ve duygusal ilişkilerini olumsuz etkilediğini bildirmiş. Yine bu çalışmada iş dışı yaşamda kısıtlanma hissi yüzde 35, özgüven eksikliği yüzde 50, mutsuzluk hissi yüzde 34 ve günlük aktivitelerde kısıtlanma hissi ise yüzde 38 olarak saptanmış.

Kimler daha fazla terliyor? Vücutta, terlemenin yoğunlaştığı belli bölgeler var mı? Vücudumuzda yaklaşık 5 milyon ter bezi var ve bu sayı herkeste eşit olarak bulunuyor. Bu nedenle yaş, cinsiyet gibi ayrımlar gözetilmiyor. Ancak kilolu insanlarda, şeker hastalığı olanlarda, tiroid bezi fazla çalışanlarda daha fazla terleme görülüyor. Vücudun pek çok farklı bölgesinde oluşabilen aşırı terleme, vücutta bulunan 5 milyon ter bezinin yoğun olduğu yerlerde “aşırı” hale geliyor. Vücuttaki ter bezlerinin üçte ikisi ellerde bulunuyor ve doğal olarak da en fazla terleme burada görülüyor. Ellerden sonra ter bezleri en çok koltuk altı ve ayaklarda bulunuyor. Bu bölgelerin dışında sırayla yüz, kafa, kalça ve sırtta ter bezleri yoğun olarak bulunuyor.

Aşırı terleme sadece ter bezlerinin normalin üstünde çalışmasıyla mı oluyor, yoksa bu durum herhangi bir organik hastalığın belirtisi ya da sonucu olabilir mi?
Gebelik, menopoz, alkol kullanımı gibi durumlarda terlemenin arttığı bilinir. Bunun dışında Parkinson hastalığı, şeker hastalığı, hipertiroidi, kalp krizi, bazı kanser türleri, bazı içsalgı bezi hastalıkları ve koma gibi durumlarda da terleme artar. Bahsedilen hastalıklarda görülen hiperhidroz, esas hastalığın eşlikçisi, sonucu veya belirtisi olabilir. Bu yüzden hiperhidroz tedavisine başlamadan önce terlemenin bir hastalık nedeniyle olmadığının ortaya konması gerekir. Vücudun her iki tarafında, günlük aktiviteleri etkileyen, en az haftada bir kez olan, 25 yaşından önce başlayan, uyku ile geçen ve bazı olgularda ailesinde benzer yakınmaya sahip bireyler olan hiperhidroz olguları primer yani nedeni bilinmeyen olarak kabul edilir. Ancak toplum yaşamında kişilere sorun oluşturan hiperhidroz olgularının hemen hemen tümü nedeni belli olmayan yani idiopatik primer hiperhidroz olgularıdır.

Aşırı terleme bugüne kadar bir hastalık olarak görülmedi. Hastayı doktora gitmeye zorlayan sebepler sizce sağlıkla mı ilgili, yoksa tamamen sosyal ve psikolojik nedenler mi?
Tüm insanların vücudundaki doğal bir işlev olan terleme, “aşırı terleme” şeklinde ortaya çıktığı zaman kişide bir takım sıkıntılara yol açıyor. Yoğun ıslaklık ve kimi zaman rahatsız edici koku şeklinde ortaya çıkan aşırı terleme, bakteri, mantar çoğalması, enfeksiyonlar ve deri tahrişlerine neden oluyor. Böylece aşırı terleyen kişi, sağlık sorunları yaşadığı gibi psikolojik açıdan da sıkıntıya giriyor. Aşırı terleme sorunu yaşayan insanlar çok sık yıkanma ihtiyacı duyduklarını, giysilerini günde birkaç kez değiştirdiklerini, sosyal yaşamlarında kısıtlamalar getirdiklerini ve güven kaybı yaşadıklarını söylüyorlar. Bu hastalarımız aşırı terlemeden kurtulmak için kendi kendilerine çözüm yolları buluyorlar. Örneğin elleri aşırı terleyenler, ellerini saklamak için uzun kollu giyecekler giyiyorlar. Daha çok koyu renkli giysileri tercih ediyorlar ve sürekli yeni kıyafetler alıyorlar. Toplum önünde konuşmak ve tokalaşmaktan kaçınıyorlar. Oysa bunlar kalıcı çözümü sağlamaz. Aşırı terlemesi olan insanlar kesinlikle bir hekimden yardım almalıdırlar.

Aşırı terlemenin tedavisi için birçok yöntem geliştirildi. Bu yöntemlerden kısaca bahseder misiniz?
Lokal tedaviler en çok uygulanan yöntemler arasında yer alıyor. Kişiye ilk olarak, her gece yatarken uygulayacağı kremleri öneriyoruz. Bu kremi hasta gece uyguluyor ve sabah temizliyor. Yaklaşık her gün uygulanan bu tedavi yöntemi çok rahatsız etmeyen el, ayak ve koltuk altı terlemelerinde kullanılıyor. Biz bu tedaviyi en basit yöntem olarak nitelendiriyoruz. Ancak terleme fazlaysa bu yeterli gelmiyor ve diğer tedaviler uygulamaya konuluyor.

Son yıllarda tüm dünyada estetik amaçlı olarak çok fazla kullanılan Botox maddesi, aşırı terleme için geliştirilen yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Özelikle koltuk altı terlemelerinde tercih edilen Botox tedavisiyle 6 ay süreyle o bölgedeki terlemeye yol açan uyarılar durduruluyor ve sinirler felç ediliyor. Bu maddeyi aşırı terleme sorunu olanlara uyguladığımızda his kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle Botox’u el, yüz, ayak gibi bölgelere uygulayamıyoruz. Sadece koltuk altına uygulayabiliyoruz. Bunun dışındaki bölgelerde tercih etmiyoruz.

Tüm bu tedavi yöntemlerinin yanı sıra iyontoforez tedavisi de aşırı terlemeyi engelleyebiliyor. Fizik tedavi uzmanları tarafından 20 ile 30 dakikalık seanslar hâlinde uygulanan iyontoforez tedavisinde, terleyen bölge, içinde metal plâka bulunan bir kaba konuluyor ve düşük şiddette elektrik akımı veriliyor. Akımdan etkilenen ter kanallarının tıkanmasıyla terleme bir süre duruyor. Uygulama sırasında hasta hafif iğne batmaları hissetse de bu tedavinin hiçbir tehlikesi yok. Ancak bu yöntemin de hastaya sürekli uygulanması gerekiyor.

Aşırı terleme sorununu aşmak için, günümüzde cerrahi tedavi yöntemlerden biri olan klipsli ETS yöntemi daha çok tercih ediliyor. Sizce bunun nedeni ne? ETS terlemenin kesin çözümü mü?
Klips metodu olarak da nitelendirilen cerrahi tedavinin 85 yıllık geçmişi bulunuyor. Vücut boşluklarına, küçük kesilerden kamera sokularak uygulanan endoskopik yöntemlerin gelişmesiyle, cerrahi yöntem de aşırı terleme tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Cerrahi tedavi ile aşırı terleyen bölgedeki, terlemeye neden olan sinirleri kesiyoruz. Bu sinirleri kesmek yerine klipsle sıkıştırabilir ya da yakabiliriz. Böylece terlemeyi bu yöntemle kesin olarak engellemiş oluyoruz. Diğer tedavi yöntemlerinde kalıcılığı garantileyemesek de cerrahi yöntemde kesin kalıcılık sağlıyoruz.

Bu ameliyattan sonra terleme sorunu kesin olarak çözülüyor mu?
Evet, ömür boyu terleme sorunu bu yöntemlerle çözülür. Tekrarlama da söz konusu değil.

Peki, kişisel önlemlerle aşırı terleme sorunu hafifletilebilir mi?
Serin tutacak giysi seçimi önemlidir. Doğal pamuklular serin tutar, ancak teri emer ve ıslak kalırlar. Gün içerisinde giysi değiştirmek kişileri rahatlatır. Çalışma ortamının serin tutulması ve iyi havalandırılması da etkileri hafifletir. Tabi, terlemeye yol açan yiyecek ve içecekten uzak durmakta yarar var. Bu, herkese göre değişir, kişi kendisini etkileyen besin maddelerini tespit ederek, buna göre önlem alabilir. Stres, gerginlik ve endişe herkes için genel bir problemdir. Terleme sorunu yaşayanlar bu durumlarda ekstra zorluk yaşar. Gün içerisinde streslerini nasıl azaltacaklarını düşünüp, aktivitelerini dikkatli planlarlarsa ve dinlenmek için zaman ayırırlarsa, günü daha sosyal geçirmeleri mümkün olur. Ter kokusu kişisel temizliğe verilen önemle giderilebilir.