Sıkça Sorulan Sorular

Hiperhidroz, aşırı terleme ile karakterize bir tıbbi bozukluktur. Bu durum nüfusun yüzde 1 kadarını etkilemektedir. Aşırı terleme genellikle eller, ayaklar, koltuk altları veya yüzü etkiler.
Her 100 kişiden birinde görülür. Genellikle ergenlikte ve 20'li yaşlarda başlar.
Aşırı terleme sıklıkla ergenlik sırasında başlar (ancak çocukluk çağında da başlayabilir) ve aileler arasında kalıtsal geçiş de var gibi görünmektedir. Nedenleri hakkında başka bir şey pek bilinmemektedir ve genetiğin (aile öyküsünün) tam olarak nasıl bir rol oynadığı açık değildir. Ancak, hiperhidroz teşhisi konulan hastaların üçte bir ile yarıya yakınının akrabalarında aynı sorunun olduğu görülür.
İki tür hiperhidroz vardır; primer ve sekonder. Primer hiperhidroz diğer tıbbi durumlardan bağımsızdır. Primer hiperhidroza gerçekte neyin yol açtığı tam olarak bilinmemektedir, ancak ter bezlerinin sinir sisteminden gelen iletilere aşırı reaksiyon göstermesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sekonder hiperhidroz altta yatan bir sağlık sorunu (örneğin diyabet) veya birtakım ilaçlardan kaynaklanır. İnsan vücudu kendi ısısını düzenlemek üzere terleme ihtiyacı duyar. Ancak hiperhidrozlu bir kişide terleme ısı kontrolü için gerekenin ötesinde gerçekleşir.
Ter bezlerinin bir fonksiyonu olan terleme sıcak ve soğuk karşısında vücudun ısı düzeninin sağlayan bir sistemdir. Vücudumuzda ekrin ve apokrin olmak üzere iki çeşit ter bezi bulunur. Ekrin tipteki ter bezleri vücutta yaygın şekilde bulunurken, apoekrin ter bezleri daha çok koltuk altı, ense, göğüs ve pubis gölgesinde yer almaktadır. Vücudumuzda yaklaşık 3 milyon ekrin tipte ter bezi vardır. Ter salgısı, otonom (istem dışı) çalışan sinir sisteminin kontrolündedir ve hiperhidrozda sempatik sinir sisteminin erken ve fazla uyarılmasının rolü olduğu genellikle benimsenmektedir. Bu bölgedeki bezler daha çok seksüel uyarımla salgılanırlar. Temel fonksiyonu ısı düzenlemesi olan bu bezlerle, bazı toksik maddeler ve tuz da atılır.
Bireysel bir durum olmakla beraber vücut metrekaresi başına dakikada bir mililitreden fazla terleme, teorik olarak aşırı terleme sayılır. Ancak ‘ben çok terliyorum, koltuk altlarım bir türlü kuru kalmıyor, elbiselerimde tuz lekeleri oluyor ya da ellerim ve ayaklarım sürekli ıslak’ diyen hasta şikayetleriyle çok karşılaşılır. Çünkü aşırı terleme kişinin sosyal ve iş yaşamında sorunlar yaşamasına neden olabilir. Terleme kimi zaman da psikolojik kökenli olabilir. Örneğin; utanınca ve korkunca ya da stres anında fazla terleme gelişebilir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada hiperhidrozlu kişilerin yüzde 40’ı bu durumun iş yaşamlarını, diğer insanlarla tanışmalarını ve duygusal ilişkilerini olumsuz etkilediğini bildirmiş. Yine bu çalışmada iş-dışı yaşamda kısıtlanma hissi yüzde 35, özgüven eksikliği yüzde 50, mutsuzluk hissi yüzde 34 ve günlük aktivitelerde kısıtlanma hissi ise yüzde 38 olarak saptanmış.
Normal terleme sıcak ortamlarda ve aktivite yapılınca artarken, aşırı terlemede aktivite olmadan, sıcak ortamda bulunmadan, hatta soğuk ortamda bile normalden fazla terleme söz konusudur. Özellikle ellerin ve koltuk altlarının devamlı ıslak olması, aşırı terlemesi 'hiperhidrozis' denilen tablodur. Aşırı terleme primer veya sekonder olmak üzere ikiye ayrılır: Primer (idiopatik) dediğimiz kendiliğinden olan terleme durumudur ve gece terleme olmaz. Sekonder terleme, vücuttaki başka bir hastalığın sonucu olarak gelişen terleme şeklidir ve gece terlemeler daha fazla olur.
Gebelik, menopoz, alkol kullanımı gibi durumlarda terlemenin arttığı bilinir. Bunun dışında Parkinson hastalığı, şeker hastalığı, hipertiroidi, kalp krizi, bazı kanser türleri, bazı içsalgı bezi hastalıkları ve koma gibi durumlarda da terleme artar. Bahsedilen hastalıklarda görülen hiperhidroz, esas hastalığın eşlikçisi, sonucu veya belirtisi olabilir. Bu yüzden hiperhidroz tedavisine başlamadan önce terlemenin bir hastalık nedeniyle olmadığının ortaya konması gerekir. Vücudun her iki tarafında, günlük aktiviteleri etkileyen, en az haftada bir kez olan, 25 yaşından önce başlayan, uyku ile geçen ve bazı olgularda ailesinde benzer yakınmaya sahip bireyler olan hiperhidroz olguları primer yani nedeni bilinmeyen olarak kabul edilir. Ancak toplum yaşamında kişilere sorun oluşturan hiperhidroz olgularının hemen hemen tümü, nedeni belli olmayan yani idiopatik primer hiperhidroz olgularıdır.
Tiroid bezinin aşırı çalışması (hipertroidi), böbrek üstü bezinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar, egzersiz, aşırı sıcak ya da soğuk hava koşullarının ciltte ve ruh halinde yarattığı gerilim, kaygı bozuklukları, alkol, kahve veya çay tüketimi, baharatlı gıdalar aşırı terlemeye yol açabilir.
Terleme, egzersiz esnasında ve sıcak havalarda vücut sıcaklığını ayarlamak için gerekli, doğal ve yararlı bir mekanizmadır. Ancak terleme çok fazla olursa ve işimizi, sosyal hayatımızı etkileyecek duruma gelmişse, hastalık olarak kabul edilir.
Terlemenin derecesi vardır. Hafif, orta ve ağır düzeyde terlemeler görülür ve tedavi protokolü de buna göre hazırlanır.
Aşırı terleme bölgelere göre birçok sıkıntıya yol açabilir. Islak eller çok kaygı veren bir durumdur. Aşırı el terlemesi olanlar birinin elini tutarken veya tokalaşırken, karşıdaki insanda oluşan irkilme hissini fark ederek el sıkmaktan kaçınırlar. Ellerini saklamak için uzun kollu giysileri tercih ederler. Ellerini sürekli mendille veya giysilerine silerler. Ellerini soğuk hissederler. Ellerin kullanıldığı işlerde başarısız olurlar. Sosyal ve iş ortamında sıkıntı yaşarlar. Yüzde terleme ve ani yüz kızarması insanlarla konuşurken, alışverişte, yemekte, işte sosyal hayatı olumsuz etkileyebilir. Kuşku ve yanlış anlaşılmaya neden olabilir. Koltuk altı terlemelerinde elbiseler giyildikten kısa bir süre sonra ıslanma başlar, bele kadar uzanabilir. Göze hoş gelmeyen bu çirkin görüntü birçok sosyal dezavantaja neden olur. Elbiselerde beyaz lekeler ve kokuya yol açabilir. Ayak terlemesi olanlar devamlı ıslak çoraplar ve lekeli ayakkabılarla yaşamak zorunda kalırlar. Terlik giyemezler. Ayrıca kötü kokuya neden olur. Bu sıkıntıların neden olduğu utanma hissi, kaygı ve stres kişinin ruh sağlığını bozabilir. Hastaların çoğunda güven kaybı, sosyal kısıtlanma ve içe kapanma görülür.
Serin tutacak giysi seçimi önemlidir. Doğal pamuklular serin tutar, ancak teri emerler ve ıslak kalırlar. Gün içerisinde giysi değiştirmek kişileri rahatlatır. Çalışma ortamının serin tutulması ve iyi havalandırılması da etkileri hafifletir. Tabi, terlemeye yol açan yiyecek ve içecekten uzak durmakta yarar vardır. Bu herkese göre değişir, kişi kendisini etkileyen besin maddelerini tespit ederek, buna göre önlem alabilir. Stres, gerginlik ve endişe herkes için genel bir problemdir. Terleme sorunu yaşayanlar bu durumlarda ekstra zorluk yaşarlar. Gün içerisinde streslerini nasıl azaltacaklarını düşünüp, aktivitelerini dikkatli planlarlarsa ve dinlenmek için zaman ayırırlarsa, günü daha sosyal geçirmeleri mümkün olur. Ter kokusu kişisel temizliğe verilen önemle giderilebilir.
Geçici tedaviler: - Botoks - İyontoforez - Lokal krem ve deodorantlar - İlaçlar Tedavi uygulandığı süre boyunca etkisi devam eder. Tedavi bırakılınca terleme tekrar başlar. Kalıcı tedavi: - ETS (Endoskopik Torakal Sempatektomi) Bu yöntem şimdi klips konularak uygulanmaktadır.
İki çeşit cerrahi yöntem uygulanıyor. Birincisi; ter bezlerinin tamamen ortadan kaldırılması (bu sadece koltuk altındaki ve kasıklardaki ter bezleri için geçerli). Genel veya lokal anestezi altında ve klasik yöntemle yapılan bir ameliyattır. İkincisi; sempatektomi denilen yöntemdir (o bölgeye giden sinirlerin kesilmesi yöntemi). Bunda da (endoskopik ETS) uygulanır ve bu yöntem sayesinde terleyen bölge (eller, koltuk altları) tam anlamıyla kurutulmuş olur.
Evet, ömür boyu terleme sorunu bu yöntemlerle çözülür. Tekrarlama da söz konusu değildir.
- Endoskopik bir girişimdir. - Koltuk altından küçük bir delikten uygulanır. - Genel anestezi altında 30-40 dakikada tamamlanır. - Ameliyat bittiğinde etkisi hemen başlar. - El, koltuk altı ve yüz terlemesi aynı seansta tedavi edilebilir. Bunlarla birlikte olan ayak terlemesi de geçebilir. - Ameliyat sonrası dönem oldukça rahattır. - Bir gece hastanede kalmak yeterlidir. - Hastaların çoğu 2-3 gün içinde işlerine dönebilirler. - Etkisi devamlıdır. - Geriye dönülebilir bir yöntemdir. Hasta ameliyat sonuçlarını beğenmezse klipsler alındığında eski haline dönmek mümkündür.
Komplikasyonlar her ameliyatta görülebilen durumlardır. Komplikasyon görülebilme oranı yüzde 1’in altındadır. Yan etki olarak bazı hastalarda vücudun diğer bölgelerinde terleme hafif artabilir. Çoğunlukla sıkıntıya yol açmaz. Ancak bu durum hastayı etkileyecek olursa, konulan klipsler alındığında hasta eski haline dönebilir. Klipsli ETS’de başarı oranı el terlemesinde yüzde 99 civarındadır. Yüz ve koltuk altı terlemelerinde ise bu orana yakındır.
Çok ince bir iğne vasıtasıyla ilgili koltuk altı alanına az miktarda botoks solüsyonu enjekte edilir. İğne derinin hemen altına yerleştirilir, bu yüzden enjeksiyon ile ilişkili rahatsızlık duyabilirsiniz. Doktorunuzun tedavi edilmesini gerekli gördüğü alanlarda birden fazla enjeksiyon yaptırabilirsiniz.
Botoksun etkisi bir süre sonra geçmeye başlar. Eğer devam etmezseniz uygulanan bölgelerde kalıcı bir değişiklik olmaz ve terleme yavaş yavaş tedaviye başladığınız seviyeye gelir.
Hiperhidrozlu hastalarda yapılan klinik çalışmalarda, botoks enjeksiyonundan sonra en sık görülen yan etkiler (hastaların yüzde 3 ile 10’unda); enjeksiyon bölgesi ağrısı ve kanama, aksilla harici terleme, enfeksiyon, boğaz iltihabı, grip sendromu, baş ağrısı, ateş, boyun veya sırt ağrısı, kaşıntı ve anksiyete olmuştur.
Cerrahi tedavide ön koşul, tedavi yapılacak kişinin çok iyi seçilmesi ve diğer tedavi seçeneklerinin denenmiş ve cevap alınamamış olmasıdır.